Tişörtlerdeki Yabancı Sözcüklere Dikkat!

2015-02-04 02:21:00

Alışveriş, günümüzün vazgeçilmez tutkularındandır. Büyük, küçük fark etmeksizin hepimizin yeni bir şey alıp giymek hoşumuza gider. Giyinmek, insanın aynasıdır. Modacılar, nasıl kişilikliyseniz öyle giyinirsiniz görüşünde hemfikir davranıyorlar. Demek ki giyim, insanı ele veriyor. Ben olayın burasında değilim. Giyinirken komik olmamak durumundayız. Tarz olsun diye giydiğimiz tişörtlerdeki yazılara hiç dikkat ettiniz mi? Renkli, göz alıcı, mesaj verici üstüne üstlük küçük düşürücü birçok yabancı sözcüğü içeren tişörtleri giyiyoruz. Alıp giyiyoruz. Yakıştıysa tamamdır. Paket yapın lütfen, diyoruz. Üzerindeki yabancı sözcüklerin ne anlama geldiğini sorgulamıyoruz. Camiye giden bir gencin üzerinde God’s busy... Can I help you? (Tanrı meşgul, ben yardımcı olabilir miyim? ) yazılı.Metrodaki teyzenin üzerinde I'm A virgin (Ben bakireyim) yazısını okuyan kızlar kendi aralarında gülüşüyorlar. Cesurluğu ile tanınan Necmi Ağabey’in üzerinde I'm not a coward (korkak değilim) yazan tişörtüyle korkusuzca geziyor sokaklarda. Küçük kız, annesiyle el ele giderken I'm a free girl (Ben özgür bir kızım) sloganlı tişörtüyle şimdiden kalabalıklara meydan okuyor. Dolmuş şoförü ise I'm dangerous (tehlikeliyim) yazılı tişörtüyle bizi karşılıyor.         Örnekleri çoğaltmak için hiç de zorlanmıyorum. Aşağıda sizler için örnek olabilecek yabancı sözcüklerin anlamlarını vermek isterim: salağız (stupid!), dokunma(hand off), girilmez(no entry), şarhoş ederim(I'd drunk), şeker gibiyim(I'm like candy), güzelim(beautiful), gerizekalı( jerks ), inanmıyorum(I do not believe), alko... Devamı

Fotoğraf

2015-02-03 02:05:00
Fotoğraf |  görsel 1

Mürekkepli Kalem yazılarına blogcu.com'da  başladı. http://sivmur.blogcu.com Devamı

OKULLARIMIZ NE KADAR GÜVENLİ ?

2015-02-03 01:20:00

Okullar,çocuklarımızın eğitim-öğretim  alıp hayata hazırlandıkları kurumlardır.Devletin belirlediği kanun ve yönetmelikler çerçevesinde çocukların kendilerini geliştirdiği,kendi yeteneklerini keşfettiği kurumlar olması yönüyle çok önemlilik arz eder.Birtakım sistemler tabakasıdır.Yaklaşık 18 milyon öğrenci ,850  bin öğretmen,100 bin memurun rol aldığı büyük bir tiyatro sahnesidir.Bu kadar öğrencinin bulunduğu bu kurumların da bir güvenlik sorunu nasıl sağlanır? Çocuklarımızı gönderdiğimiz okullar ne kadar güvenli?Gördüğümüz kadarıyla emniyetin her okula yetecek kadar polisi olmadığına göre bu durumu okullarımız; maddi durumu iyi velilerin olduğu okullarda okul-aile birlikleri özel güvenlik tutarak bu sorunu aşmış.Peki, maddi durumu iyi olmayan okullar bu sorunu nasıl halledecekler? Bu kocaman bir sorun.Sokaklar,suç yuvasına dönmüşken okulları korumak milli bir görev olmalı.Artık ,okul önlerinde kılıksız kişiler peyda olmaya başladı.Veliler ,çocuklarını kendileri getirip götürüyorlar.Başka çareleri yok.Uyuşturucu haplar bazı kişiler eliyle  gençlerimize verilmekte.Sigaraya başlama yaşı altı yaşa kadar düştü.Alkol alma yaşı 12 olarak kendini gösteriyor.Dolayısıyla okullarımızın ve çevrelerinin güvenliğine daha çok önem vermeliyiz.Yatırımların bir kısmının da buna harcanması isabet olacaktır.Okul yöneticilerimize teşekkür etmek gerekir.Sorunlar bu kadar büyük olsa da onlar o sorunların üstesinden gelmeye çalışıyorlar.Birileri karşı çıkacak ama okulun çevre duvarları en az iki metre olmalı,kapılarda turnike sistemi kurulmalı,öğrenciye ve velisine çipli kartlar verilmeli,devlet her okula bir güvenlik elemanı vermeli,kapılara acil yardım butonları ... Devamı

CEP TELEFONU İMPARATORLUĞU

2015-02-03 01:13:00

Telefonun icat edilmesiyle insanoğlunun hayatında pek çok değişimler gerçekleşti. İnsanlar birbirleriyle uzakta olsalar dahi iletişimden yoksun kalmadılar. İşlerimiz onun sayesinde kolaylıkla ilerledi, gelişti. Zamanla en önemli ihtiyaçlarımız arasında yerini aldı. Teknolojiyle birlikte telefonlar da akıl almaz bir hızla ilerledi. İlerlemeye de devam ediyor. Bu ilerleme bizi cep telefonu imparatorluğuna doğru büyük bir hızla götürüyor. Şu an hemen herkesin bir cep telefonu var. Yani dünyayı cebimizde veya çantamızda taşıyoruz. Cep telefonun var mı? Senin de bir dünyan var. Sokakları gezerken, caddelerde yürürken, yolculuk yaparken elimizden bırakamıyoruz kendisi küçük marifeti büyük makineyi. Esnaf ağabeyimiz çayı dahi telefonda Whatsapptan söylüyor. Çaycı Hüseyin Ağabey’in Whatsapp ekranına kim kaç çay söylüyor diye mesaj düşüyor. Hayatın komik yanlarını önceden söylüyorduk; şimdi bunu kayda alıp izlettiriyoruz. Oturduğumuz yerden çoğu işimizi hallediyoruz. Cep Telefonu İmparatorluğu değil de nedir? Teknoloji geliştikçe ister istemez buna uyuyorsun. Teknoloji konuşuyor, biz susuyoruz. Parmaklarımız bu işten çok rahatsızlar. Diğer organlara göre üç, beş misli çalışıyorlar. Kulağımızın da ondan kalır yanı yok. Gürültüden muzdarip zavallı! Kulaklıklardan çok eziyet görüyor. Cep telefonları sınırlarını günden güne pervasızca genişletiyor. Dünyanın en büyük imparatorluğu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bizler de bunu daha çok hızlandırıyoruz. Bakalım ileride neler olacak? Şimdi birisine sorsak sana kitap mı alalım, yoksa cep telefonu mu? Sonuç ne olur sizce? http://www.kamusosyal.com/kose-yazisi/70/cep-telefonu-imparatorlugu.ht... Devamı

4+4+4 Olmazsa 5+3+4 Oynarız!

2015-02-02 20:38:00

Futbol takımları sahaya belli bir oyun dizilişiyle çıkarlar. Bu tamamen oyun taktiği ile ilgilidir. Burada amaç kendi oyun taktiğini rakibine kabul ettirip takibinin oyun taktiğini uygulamasına izin vermemektir. Buraya nereden geldik? Haber bültenlerinde ve sitelerinde “Eğitimde 5+3+4 Sistemi Geri Geliyor!”  manşetiyle verildi. Milli Eğitim Bakanlığı da bunun sinyallerini verdi. Geçen gün öğrencilerle oturduk, sohbet ediyoruz. Bir yandan konuşup bir yandan da çaylarımızı yudumluyoruz. Sohbetimizin konusu döndü dolaştı eğitim sistemimize geldi. Herkes görüşünü açıkladı. Yeni sistemin (4+4+4) artı ve eksilerini konuştuk. Çocuklar eski sistem (5+3+4) geri geliyormuş, dedim. Öğrencimiz hemen espriyi patlattı. Olsun hocam, biz 4+4+4 de oynarız 5+3+4 de oynarız. Epey gülüştük öğrencimizin nükteli esprisine. Demek ki sistemlere hemen alışıyoruz. Beğenmezsek de hemen değiştiriyoruz. Eğitim sistemi üç, beş yıllık olmamalı. Daha uzun süre devam edecek bir sistemi hedeflemeliyiz. Öğretmen odasında öğretmenlerimiz kendilerine siz hangi sistemin öğrencileriydiniz gibi espriler de bulunuyorlar. İlk önce eğitim siyaset üstü bir konuma getirilmeli. Siyasi ideolojilerin tarlası olmamalı. Hiçbir siyasi görüşünün yapboz tahtası olarak görülmemeli. Bir araba fabrikasını düşünün. Ne değişirse değişsin, değişmeyen arabanın motor aksamlarıdır. Onlar da teknolojik gelişmeler neticesinde yenileniyor; lakin sistem tek: “En iyi araba, motoru en iyi çalışan arabadır.”İşte böyle araba üretmektir. Böyle yaparak eğitim sistemini yeniden yapılandırabiliriz. Vakit çok geçmedi. Türkiye’nin dört bir yanından toplayacağınız kendini kanıtlamış öğretmenlerden yararlanmaktır. Ne demiş Namık ... Devamı